Ayrıntılı olarak ele alacağımız son bilişsel çarpıtma “zihin okuma”dır.
Bu, başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğünü bildiğimize inandığımız ve çoğu kez olumsuz düşündüklerini varsaydığımız bir düşünme hatasıdır.
Zihin okumaya aşırı yaslandığımızda, başkalarının bize dair düşüncelerine ilişkin varsayımlarımızda yanılabiliriz; bu da ruh hâlimizi ciddi biçimde bozabilir.
Bu durum kaygıya, çeşitli korkulara, hatta kimi zaman paranoyaya yol açabilir; çatışmaların, kırgınlıkların, kavgaların ve elbette depresyonun nedeni olabilir.
Hayatın getirdiklerini değiştiremeyiz; ama onlara nasıl karşılık vereceğimizi değiştirebiliriz.
Viktor Frankl
Örnekler:
Daha fazla içerik için uygulamada
Sadece içeriğin bir kısmını görüyorsunuz, uygulamada çok daha fazla interaktif makale bulacaksınız. Ayrıca, psikolojik metinler, durum takibi, günlük ve otomatik düşünce günlüğü gibi birçok özellik mevcut!
Elbette bu örneklerde sizin hakkınızda böyle düşünülmesi ihtimali vardır; birileri hoşnutsuz olabilir ya da sizi zayıf sanabilir.
Ama bu olasılık göründüğünden daha düşüktür. Mimik ve jestleri okuyabiliriz; fakat size yan gözle bakan birinin mutlaka kötü düşündüğü anlamına gelmez.
Kendi düşüncelerimizi gerçek sanıp, diğer olasılıkları göz ardı ederek buna göre davranırız.
İşte “zihin okuma”yla çalışmanın birkaç yolu:
Bu tür düşünceleri fark edip kendinize sorun: “Gerçekten insanların düşüncelerini okuyabilir miyim?”
Elbette hayır. Bunu kendinize göstermek için küçük deneyler yapın: İnsanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü sandığınızı not edin ve sonra doğrulayın.
Doğrulama, kişiyle doğrudan konuşmak kadar, size yönelik davranışları gözlemlemekle de yapılabilir.
Şeyleri oldukları gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.
Anaïs Nin
Şu soruları sorun: “Bu düşünceleri destekleyen kanıtlarım neler? Peki aleyhte kanıtlar?”
Bu teknik, varsayımlarınızı somutlaştırıp tartmanıza yardım eder.
Genellikle pek rasyonel ilerlemeyiz; ancak artı–eksi kıyası yaptığımızda eleştirel düşünme daha çok devreye girer.
Kendinize sorun: “Bu kişi başka ne düşünmüş olabilir?”
Bir adım daha ileri gitmeye hazırsanız, açık ve dürüst bir sohbet pek çok yanlış anlamayı çözebilir.
Varsayımlarla kendinizi yıpratmak yerine, kişiye doğrudan sormak çoğu kez daha iyidir.
Bilişsel hataların ciddi bir ruhsal bozukluğun işareti olduğunu sanmayın.
Hepimizde, az ya da çok, bulunurlar.
Önemli olan, ne sıklıkla ortaya çıktıkları ve onlarla ne yaptığımızdır: Çarpıtılmış düşüncelere bütünüyle inanıp olumsuz duygulara kapılmak mı; yoksa onları sorgulayıp analiz ederek durumu daha doğru ve çok boyutlu görmeye yaklaşmak mı?
Bilişsel çarpıtmalarla çalışmak zaman ve emek isteyebilir; ancak duygusal iyilik hâlini ve ilişkileri belirgin biçimde iyileştirebilir.

